Açık Bankacılık Nedir? Türkiye'de Nasıl Çalışır ve Sadakat Programlarını Nasıl Değiştirir?

Açık bankacılık nedir, Türkiye'de hangi yasal çerçeveyle çalışır? Hesap bilgisi ve ödeme emri başlatma hizmetleri, rıza yönetimi ve sadakat programlarına etkisi.

7 dk okuma

blog

Üç farklı bankada hesabı olan birini düşünün. Maaşı bir bankaya yatıyor, kredi kartı ikinci bankada, birikimleri üçüncüsünde. Ay sonunda toplam durumu görmek için üç uygulamayı ayrı ayrı açıyor, rakamları kafasında topluyor. Açık bankacılık, bu tabloyu tek bir ekranda birleştirmeyi mümkün kılan düzenlemenin adı. Ama etkisi sadece kullanıcı konforuyla sınırlı değil. Bankaların müşteri üzerindeki veri tekelini kırdığı için sadakatin kurallarını da yeniden yazıyor.

Bu rehberde açık bankacılığın ne olduğunu, Türkiye'deki yasal temelini ve iki temel hizmet türünü anlatıyoruz. Ardından konunun daha az konuşulan tarafına geçiyoruz: açık bankacılık verisi sadakat programlarını nasıl değiştiriyor ve fintech'ler için hangi müşteri edinim fırsatlarını açıyor?

Açık bankacılık nedir?

Açık bankacılık, kullanıcının açık rızasıyla banka hesap bilgilerinin ve ödeme başlatma yetkisinin, lisanslı üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarla güvenli bir arayüz üzerinden paylaşılmasıdır. Bu arayüzlere API (uygulama programlama arayüzü) denir.

Tanımın üç kritik unsuru var:

  • Kullanıcının rızası: Hiçbir veri, kullanıcı izin vermeden paylaşılmaz. Kullanıcı hangi verinin, kiminle, ne kadar süreyle paylaşılacağını seçer.
  • Lisanslı taraflar: Veriye erişecek kurum, düzenleyici otoritenin iznine sahip olmak zorundadır.
  • Standart ve güvenli arayüz: Veri, ekran kazıma gibi eski ve riskli yöntemlerle değil, standartları belirlenmiş API'ler üzerinden aktarılır.

Açık bankacılığın arkasındaki fikir basit: banka hesabındaki veri, bankanın değil müşterinin verisidir. Müşteri bu veriyi daha iyi bir hizmet almak için başka bir kurumla paylaşmak istiyorsa, bankanın bunu kolaylaştırması gerekir. Avrupa Birliği'nde bu fikir PSD2 (Ödeme Hizmetleri Direktifi 2) ile düzenlendi. Birleşik Krallık, Open Banking Standard ile kendi modelini kurdu. Türkiye de benzer bir yoldan ilerliyor.

Türkiye'de yasal çerçeve: 6493 sayılı Kanun ve TCMB düzenlemeleri

Türkiye'de açık bankacılığın temeli, 2013 yılında yürürlüğe giren 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'dur. Bu kanun, ödeme hizmetlerini ve bu hizmetleri sunabilecek kurumları tanımlar.

Açık bankacılık açısından dönüm noktası 2019'da yaşandı. 7192 sayılı Kanun ile 6493 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşlarının düzenleme ve denetim yetkisini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) devretti. Aynı değişikliklerle hesap bilgisi hizmeti ve ödeme emri başlatma hizmeti, ödeme hizmetleri arasına açıkça eklendi.

Ardından TCMB, 1 Aralık 2021'de Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik'i yayımladı. Bu yönetmelik, açık bankacılık hizmetlerinin nasıl sunulacağına dair ayrıntılı kuralları içeriyor. Teknik tarafta ise bankalar ve ödeme kuruluşları arasındaki API bağlantılarının ortak bir altyapı üzerinden yürütülmesi için Bankalararası Kart Merkezi (BKM) tarafından geliştirilen GEÇİT adlı açık bankacılık geçidi devreye alındı.

Bankalar tarafında ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) bilgi sistemleri ve elektronik bankacılık hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri de açık bankacılık servislerinin güvenlik gerekliliklerini tanımlıyor. Kısacası Türkiye'de açık bankacılık, TCMB'nin ödeme hizmetleri çerçevesi ile BDDK'nın bankacılık güvenliği çerçevesinin kesiştiği yerde duruyor.

Hesap bilgisi hizmeti ve ödeme emri başlatma hizmeti

Açık bankacılık kapsamında iki temel hizmet türü var. İkisi de farklı iş modellerinin kapısını açıyor.

Hesap bilgisi hizmeti (HBH): Kullanıcının bir ya da daha fazla bankadaki hesap bilgilerini, rızası çerçevesinde tek bir yerde toplayan hizmettir. Bakiyeler, hesap hareketleri ve kart harcamaları bu kapsamdadır. Kullanıcı, bir bankanın uygulamasından diğer bankalardaki hesaplarını görebilir ya da bağımsız bir finansal yönetim uygulaması tüm hesaplarını tek bir panelde birleştirebilir.

Ödeme emri başlatma hizmeti (ÖBH): Kullanıcının başka bir bankadaki hesabından, üçüncü taraf bir uygulama üzerinden ödeme başlatmasını sağlayan hizmettir. Örneğin bir e-ticaret sitesinde ödeme yaparken kart bilgisi girmek yerine, doğrudan banka hesabından ödeme onayı verilir. Para, kart altyapısını kullanmadan hesaptan hesaba geçer.

İki hizmetin farkını şöyle özetlemek mümkün: HBH "görmek", ÖBH ise "hareket ettirmek" içindir. Sadakat programları açısından ikisinin de ayrı bir önemi var. HBH, müşteriyi çok daha iyi tanımayı sağlar. ÖBH ise ödeme anını, yani ödülün tetiklendiği anı, yeni kanallara taşır.

Kullanıcı açısından: güvenlik ve rıza yönetimi

Açık bankacılığa yöneltilen ilk soru genellikle güvenlikle ilgilidir: "Banka bilgilerimi başka bir şirketle paylaşmak riskli değil mi?" Yanıt, sistemin nasıl kurulduğunda yatıyor.

Birincisi, kullanıcı hiçbir zaman banka şifresini üçüncü tarafla paylaşmaz. Kimlik doğrulama her zaman kullanıcının kendi bankası üzerinden yapılır. Üçüncü taraf uygulama, kullanıcıyı bankanın ekranına yönlendirir, kullanıcı orada onay verir ve uygulamaya yalnızca izin verilen verilere erişim yetkisi tanımlanır.

İkincisi, rıza sınırlıdır ve geri alınabilir. Kullanıcı hangi hesabın, hangi verisinin paylaşılacağını seçer. Rızanın bir süresi vardır ve kullanıcı istediği zaman bu rızayı iptal edebilir.

Üçüncüsü, veriye erişen kurumlar lisanslıdır ve denetlenir. Bu, kullanıcının verisini kimin kullandığının bilindiği ve bir sorun çıkarsa sorumluluğun tanımlı olduğu anlamına gelir.

Bunun yanında kişisel verilerin işlenmesi açısından 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) da geçerlidir. Açık bankacılık verisini kullanan her kurum, bu veriyi hangi amaçla işlediğini açıkça belirtmek zorundadır. Sadakat programı tasarlayan bir fintech için bu, rıza metninin baştan doğru kurgulanması gerektiği anlamına gelir.

Açık bankacılık verisiyle kişiselleştirilmiş ödüller

Geleneksel bir sadakat programı, müşteriyi yalnızca kendi kanalındaki davranışıyla tanır. Bir banka, müşterisinin kendi kartıyla ne harcadığını bilir, ama diğer bankanın kartıyla yaptığı harcamaları göremez. Bir perakendeci, müşterisinin kendi mağazasındaki sepetini bilir, ama rakip mağazada ne aldığını bilmez.

Açık bankacılık, müşterinin rızası olduğu sürece bu görüş alanını genişletir. Hesap bilgisi hizmetiyle toplanan veri, sadakat programlarında üç yeni kapı açar.

Cüzdan payını görmek: Bir müşterinin bir kategorideki toplam harcamasının ne kadarının size geldiğini anlamak. Örneğin market harcamasının yalnızca yüzde 20'si sizin kartınızla yapılıyorsa, geri kalan yüzde 80 büyüme potansiyelidir. Ödül kurgusu, bu payı artırmaya yönelik tasarlanabilir.

Yaşam olaylarını yakalamak: Maaş yatışındaki bir değişiklik, yeni bir kira ödemesi ya da düzenli bir okul ödemesi, müşterinin hayatındaki bir değişikliğe işaret eder. Bu sinyaller, doğru zamanda doğru teklifi sunmayı mümkün kılar.

Anlamlı ödüller seçmek: Müşterinin en çok harcama yaptığı kategorileri bilmek, ödül kataloğunu kişiselleştirmeyi kolaylaştırır. Hiç araba kullanmayan birine akaryakıt puanı sunmak yerine, sık kullandığı kategoride bir avantaj sunmak programın algılanan değerini artırır.

Burada kritik nokta şu: bu verinin kullanımı, müşteriye açıkça anlatılmış ve onun lehine olan bir amaçla sınırlı kalmalı. Müşteri, verisini paylaşmanın karşılığında daha iyi bir teklif aldığını hissetmezse rızasını geri çeker. 

Çoklu banka görünümü ve sadakatin yeniden tanımı

Açık bankacılığın bankalar için en rahatsız edici sonucu, çoklu banka görünümüdür. Bir müşteri, tüm hesaplarını tek bir bankanın uygulamasından görebiliyorsa, o uygulama müşterinin finansal hayatının merkezi haline gelir. Diğer bankalar ise arka planda çalışan birer altyapıya dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır.

Bu durum, sadakatin tanımını değiştiriyor. Eskiden bankaya sadakat, büyük ölçüde geçiş maliyetinden kaynaklanıyordu. Hesap taşımak, otomatik ödeme talimatlarını değiştirmek, yeni bir uygulamaya alışmak zahmetliydi. Açık bankacılık bu zahmetin bir kısmını azaltıyor. Müşteri başka bir bankaya geçmeden de başka bir bankanın deneyimini kullanabiliyor.

Sonuç olarak sadakat, "müşteri gidemediği için kalıyor" modelinden, "müşteri gitmek istemediği için kalıyor" modeline kayıyor. Bu da sadakat programlarının rolünü güçlendiriyor. Artık fark yaratan şey, müşteriye sunulan değerin kendisi: kişisel teklifler, anlamlı ödüller, sürtünmesiz bir deneyim ve müşterinin kendini tanınmış hissetmesi.

Bankalar için stratejik soru da şuna dönüşüyor: müşterinin finansal hayatının merkezi olan uygulama biz mi olacağız, yoksa başka birinin uygulamasında görünen bir hesap mı? Sadakat programı, bu sorunun cevabında belirleyici bir rol oynuyor.

Fintech'ler için müşteri edinimi fırsatları

Açık bankacılık, fintech'ler için müşteri ediniminin en büyük engelini, yani "müşteriyi ana bankasından koparma" zorunluluğunu azaltıyor. Bir fintech artık müşterinin mevcut bankasını değiştirmesini istemeden değer sunabiliyor.

Bu fırsatların başlıcaları şunlar:

  • Hızlı onboarding: Müşteri, hesap bilgilerini açık bankacılık üzerinden paylaşarak kimlik ve gelir doğrulamasını daha hızlı tamamlayabilir. Formu doldurmakla geçen süre kısalır, kayıt sürecinde kaybolan kullanıcı sayısı azalır.
  • Hesaptan ödeme: Ödeme emri başlatma hizmetiyle, kart altyapısına bağlı kalmadan ödeme almak mümkün. Bu, özellikle işlem maliyetlerine duyarlı iş modelleri için avantaj sağlar.
  • Bağımsız sadakat katmanı: Bir fintech, müşterinin hangi bankayı kullandığından bağımsız olarak harcamalarını izleyip ödüllendiren bir program kurabilir. Bu, bankadan bağımsız bir sadakat ilişkisi yaratır.
  • Finansal yönetim ve öneri: Tüm hesapları bir arada gösteren bir uygulama, müşteriye tasarruf önerileri, bütçe uyarıları ve kişisel teklifler sunarak günlük kullanımın merkezi haline gelebilir.

Bu fırsatları değerlendirmek için iki şey gerekiyor: doğru lisans ya da lisanslı bir kurumla iş birliği, ve açık bankacılık verisini anlamlı bir müşteri deneyimine dönüştürebilecek bir sadakat altyapısı.

Sık sorulan sorular

Açık bankacılık güvenli mi?

Açık bankacılıkta kullanıcı banka şifresini üçüncü tarafla paylaşmaz, onay her zaman kendi bankası üzerinden verilir. Veriye erişen kurumlar lisanslıdır ve denetlenir. Yine de kullanıcıların yalnızca güvendikleri ve lisanslı kurumlara rıza vermesi önemlidir.

Açık bankacılık rızası nasıl iptal edilir?

Rıza, genellikle kullanıcının kendi bankasının uygulaması ya da rızayı verdiği üçüncü taraf uygulama üzerinden iptal edilebilir. İptal sonrası üçüncü tarafın veriye erişimi sona erer.

Türkiye'de açık bankacılığı kim denetliyor?

Ödeme hizmetleri kapsamında TCMB düzenleyici ve denetleyici otoritedir. Bankaların bilgi sistemleri ve güvenlik gereklilikleri tarafında BDDK düzenlemeleri de geçerlidir.

Açık bankacılık ile dijital bankacılık aynı şey mi?

Hayır. Dijital bankacılık, bir bankanın kendi hizmetlerini dijital kanallardan sunmasıdır. Açık bankacılık ise banka verisinin ve ödeme yetkisinin, kullanıcının rızasıyla, lisanslı üçüncü taraflarla paylaşılmasıdır.

Açık bankacılık sadakat programlarını nasıl etkiler?

Müşterinin rızasıyla daha geniş bir harcama verisine erişim sağlar. Bu da cüzdan payını görmeyi, daha isabetli teklifler sunmayı ve banka bağımsız sadakat modelleri kurmayı mümkün kılar.